29 Nisan 2013 Pazartesi

Mistik Kent Kapadokya

Bir kaç günlüğüne şehirden kaçıp, değişiklik istiyorsanız, hele hele de mevsim aylardan Nisan-Mayıs ya da Eylül Ekimse 3 günlük bir Kapadokya kaçamağı size çok iyi gelebilir.



En son 10 yıl önce eşimle bir tur gezisinde orda tanışmıştık. Hem anıları tazelemek hem de biraz nefes almak için tekrar gitmeye karar verdik. İstanbul'dan sabah 6 gibi arabamızla yola çıktık, yaklaşık öğlen 1 gibi Göreme'de otelimizde bulduk kendimizi. Yol çok düzgün ve kullanıma elverişli olduğu için biz arabayı tercih ettik ama tabi Kayseri ya da Nevşehir'e uçakla gelip ordan araba da kiralayabilirsiniz.

Sultan Cave Otel

Göreme'de Sultan Cave Otelinde kaldık. Otelimiz Kapadokya'nın ruhuna uygun, adından da anlaşılacağı gibi ferah bir mağara havasındaydı, özenilmiş iç mimarisiyle, temizliğiyle ve servisiyle seyahatimizi taçlandırdı. Yine oranın sıcak personelinin rehberliğinde ve bize sundukları haritayla düştük yollara ve 10 yılda nerdeyse tamamen değişmiş bu mistik kenti gezmeye koyulduk. Önce yakın çevreden başlayıp Göreme'nin merkezine indik.

Dibek Restaurant

Merkezde bize çokça tavsiye edilen Dibek Restaurant'da hem yolun yorgunluğunu attık hem de karnımızı doyurduk. Dibek Restaurant yer sofrasında sıcak yöresel ev yemekleri sunan oldukça temiz, turistik bir mekan. Biz de tadımlık olarak azar azar  bamya, kurufasulye, mantı ve güveç söyledik. Yemeğin üstüne aside tatlısı (yöreye özgü değişik bir helva) ikram ettiler, çayımızı da içip müsade istedik ve başladık Göreme Açık hava Müzesini gezmeye. Yüzyıllar önce o peri bacalarındaki yaşanmışlık, kiliseler gerçekten hayretler içinde bırakıyor insanı.

Göreme Açık Hava Müzesi

Gün batımı izlemek Kapadokyada bir ritüel adeta, gelip de şarabını içmeden, bir tepeden gün batırmamak olmaz. Yörenin meşhur iki tane şarap üreticisi var hala ayakta kalabilen; Turasan ve Kocabağ. Biz Kocabağ'ın üretim yerine gitmeyi tercih ettik. Misafirperverlikleri ve ilgileri gerçekten bize o şaraplara ekstra sempati duymamıza sebep oldu. Bize şaraplarından tattırıp, bölgeyi tanıtmaya çalıştılar. Biz de en beğendiğimiz şarabı alıp, (şarabı alırken açtırın mutlaka ya da yanınıza tirbüşon alın, zira o tepelerde bunu açtıramazsınız) tavsiyelerine uyarak güneşin batışını izlemeye Aydınkırağı Sunset view hill'e gittik. Bir taşın üzerine oturarak, o güzel şarabımızı yudumladık ve gün batımını izlemeye daldık.

Aydınkırağı
Kapadokya iklim itibariyle gündüz-gece ısı farkının fazla olduğu bir bölge, bu nedenle gündüzki havaya aldanmamanızı ve üzerinize mutlaka birşeyler almanızı tavsiye ederim.

Akşam yemeğine tavsiye üzerine Ürgüp'de meydanda bulunan Muti Restaurant'a gittik ve gerek sahibi Muhiddin Bey'in tatlı sohbeti, gerekse itinayla hazırladığı şık sunumlu birbirinden leziz ve değişik tadları, gerekse hoş atmosferiyle bize eşsiz bir akşam yaşattı.

Muti Restaurant
Bence burası yöre halkı ve biz turistler için oldukça güzel bir şans, bir akşamınızı buraya ayırmanızı mutlaka tavsiye ederim. Fiyatlar buranın yerel restaurantlarının üzerinde olmakla beraber, kesinlikle buna değer. Yaz sezonunda restaurantın yanı sıra açıkhava barı ve canlı müzik alternatifi de var Muti'nin, ancak biz Nisan ayında gittiğimiz için, sezon tam açılmadığından sadece restaurant bölümü hizmet veriyordu.


Kapadokya ritüellerden biri de burada balona binmek. Bu sebeple de Ürgüp ve Göreme'de pek çok balon firması görmek mümkün, fiyatlar birbirine çok yakın ancak benim tavsiyem bunu Kapadokya'ya gelmeden önce fırsat sitelerinin promosyonlarından denk getirip, yapmanız ki biz öyle yaptığımız için yarıyarıya ucuza geldi. Genelde 30-60 ya da 90 dakika olmak üzere seçenekleri var, bize 1 saatlik bir deneyimin yeterli olacağı tavsiye edildi. Yörenin coğrafik özellikleri ve güzellikleri balon turunu çok mümkün ve popüler kılıyor. Ancak sabah uykunuzdan fedakarlık etmeniz şartıyla! Hava şartları gereği gün doğumunda rüzgar açısından daha elverişli olduğundan genelde sadece sabahın köründe yapılabiliyor. Biz de Muti'deki akşam yemeğimizden sonra odamıza çekilerek geceyi erken bitirdik, zira sabah 5 de alarmımızla birlikte gözümüzü açtık. 5.30'da balon turu firması bizi servis aracıyla otelimizden aldı, ofislerine götürdü. Orada ödemeyi aldılar, bize minik bir çay-kahve ve atıştırmalık ikram edip, doğru balona bineceğimiz yere götürdüler. Balonun şişirilme sürecini görüp fotograflar çektik ve beklenen ana geldi sıra. Maksimum 20 kişilik sepeti olan balonumuza tırmandık. Pilotumuz Serkan Ayaş'ın profesyonelliğinde havalandık. Yaklaşık 400-500 metre yuksekliğe ulaştık. Gerçekten herkesin en az bir kere deneyimlemesi gereken bir tecrübe. Kapadokya'da gün doğumunda onlarca balon yükseldik, olağanüstü bir şehir manzarası ve bu kadar havayla temas ederek uçmak harika bir özgürlük hissi, vadilerin ve peri bacalarının üzerinde 1 saat kadar süren gezintimiz sırasında bol bol fotoğraf çektik. İndikten sonra, "sağsalim indik" geleneği gereği pilotumuz tarafından şampanya patlatıldı ve hepimize ikram edildi, sertifikalarımız verildi. Mutlu bir şekilde otelimize dönüp, kahvaltımızı ettik.

Chez Ali

Kahvaltıdan sonra çanak çömlek yapımıyla meşhur Avanos'a gittik. Burda irili ufaklı pek çok çömlek atölyesi ve sanat galerisi mevcut. Daha arabayı parketmemizle hemen kendi atölyesinde bizi misafir etmek için yarış başladı. Biz Chez Ali'nin ısrarını kıramadık ve girdik kapısından içeri.  Önce eski usül çömlek yapımını gösterip, hemen o anda bizim için yaptığı vazoyu hediye etti, sonra da beni buyur etti çömlek yapımına. Üstüm kirlenmesin diye giydiğim şalvarımla, elimi çamura değdirdiğim an, ne kadar beyhude bir çabanın içinde olduğumu ve ne kadar zor bir el becerisi olduğunu kavramam geç olmadı. Yine de denemenizi tavsiye ederim. Çömlek yapımı, burada genelde babadan oğula geçen bir aile işi ve daha ufacık yaştan herkes minik elleriyle bu işi öğrenmeye başlıyor.
Çömlek yapımından sonra, bizi mağaza bölümünde gezdirdiler, biz de bir iki parça hatıra eşyası alıp, teşekkür ederek Chez Ali'den ayrılıp, saç müzesiyle de ün salmış, ikinci bir atölye olan ve oranın en meşhuru Chez Galip'e girdik.
Chez Galip (Avanos)

Çanak çömlek yapımını zaten biraz evvel gördüğümüz için direk Saç Müzesi ilgimizi çekti. Guinnes Rekorlar kitabına girmiş olan Galip Bey'in saç koleksiyonunu gezdik ve şaşkınlığımıza engel olamadık. Binlerce kişiden alınmış bir tutam saçtan oluşan müze tüylerimizi ürpertti.
Avanostan çıkıp peri bacalarının en yoğun olduğu Zelve açık hava müzesini gezdik. Yaklaşık bir saatlik bir gezintiden sonra Ürgüp'e, methini çok duyduğumuz Ziggy adlı restauranta attık kendimizi.
                                                                          
Ziggy Restaurant

Ziggy sahiplerinin ölen köpeklerinin adı, kapısında maket bir köpek karşılıyor. Sıra dışı dekorasyonu ve lezzetli yemekleri, şık sunumları ve şirin takı ve aksesuar mağazasıyla bizi kendisine hayran bıraktı. Ziggy'de yorgunluğumuzu attıktan sonra Ürgüp'ü yürüyerek keşfe çıktık. Ziggy'nin az ilerisinde bizi zamanın meşhur dizisi Asmalı Konak'ın görkemli konağı karşıladı. Orası şuan bir halı mağazası ve aynı zamanda konağın ziyaretçileri için müze. Ordan çıkıp Ürgüp'ün merkezine doğru ilerledik. Yanyana kuruyemişçiler, yöresel turistik hediyelik eşya satan dükkanlar ve kibar esnafı buyur ettiler bizi illaki birşeyler almaya...
Üç Güzeller

Bir kaç dükkan ziyaretinden sonra, bindik arabaya Ürgüp'ten ve "Üç Güzeller"in yanında aldık soluğu...Bir kaç fotoğraf karesinin ardından, tekrar bindik arabaya ve Uçhisar kalesine kadar çıktık, ancak kaleye tırmanmadan tepeden şehre baktık, bir gün önce yemeklerinin lezzetine doyamadığımız Muhiddin Bey'in tavsiyesiyle ordaki Argos Hotel'in terasında bişeyler içmeye karar verdik.


Argos Hotel

Argos Hotel konaklamak için oldukça pahalı bir alternatif, ancak, konumu, mimarisi ve muhteşem manzarasıyla büyüleyici ve en azından birşeyler içmek  için çok doğru bir adres, kesinlikle tavsiye ederim. Hatta Kapadokya'ya gelip, görmeden dönmeyin derim.

Kızılvadi

Derken vakit gün batımı, dün doyamadığımız güneşi batırmaya bugün de eşlik ediyoruz, bu kez gün batımını izlemenin en iddialı noktalarından olan "Kızılvadi"den. Yine elimizde şarabımız, çöküyoruz tesisten uzak bir tepenin üzerine ve kıpkırmızıya boyanıyor gökyüzü...


Mustafa Paşa Köyü

Kapadokyadaki üçüncü ve son günümüzde ise istikamet Soğanlı; ilk durağımız MustafaPaşa. Burası bozulmadan kalan civarın tek Yunan köyü. Oldukça köhne ve bakımsız tek katlı taş evlerin yanı sıra aradan çıkan heybetli konaklar arasında dolanıyoruz. Belediye köy kahvesinin hemen yanında Kostantinos Eleni kilisesini geziyoruz. Asmalı Konak'ın ilk çekimlerinin yapıldığı sonra senaryo gereği "yandı" denilen konağı geziyoruz. Gerçek adı Old Greek House olan konak aslında bir otel, avlusu otantik bir restaurant. Soluklanmak için bu hoş mimaride kahvelerimizi içip, yolumuza devam ediyoruz.

(Asmalı Konak'ın avlusu)
Old Greek House Hotel
(Asmalı Konak)
Old Greek House Hotel












Soğanlıya kadar yolumuza sırasıyla  CemilKöyü, Keşik manastırı, Şahinefendi(Romalılardan kalma mozaikler)ve Güzelöz çıkıyor. Buralarda durmadan Soğanlı'ya kadar devam ediyoruz. Soğanlı peribacaları ve kiliselerin olduğu bir bölge, eğer artık daha fazla peri bacası ve kilise görmek istemiyorum diyorsanız, Soğanlıya hiç girmeden Ihlara vadisine gidebilirsiniz. Ihlara vadisi bir yer altı şehri olmasının yanı sıra Selime Manastırına kadar uzanan oldukça büyük bir yürüyüş parkuru aynı zamanda. Tavsiyem; Ihlaravadisinden yolun tam yarısı olan Belisırma'ya kadar gezip, oradaki dere üzerine kurulmuş, bir kaç sedir restaurantlarından birine oturup, keyifli bir yemek yeyin. Bence Kapadokya'nın en güzel dakikalarından biri o salaş sedirde oturup saç kavurma yediğimiz andı.

Tandırcı Restaurant Belisırma










Belisırma















Vakit akşam üstü oldu, tekrar yola koyulduk. Bu kez aksaray üzerinden, Tuz gölünün çevresinden geçerek İstanbul.


Kısa kısa: Kapadokya için ideal süre 3 gün. Bölgeyi Ürgüp ve Uçhisar, Göreme ve Avanos, Soğanlı ve Ihlara Vadisi olarak üçe bölerseniz daha rahat gezersiniz.

Uçhisar

Yapmadan dönmeyin:
Balona binin, günü şarapla bir tepeden batırın, Argos Hotelde kahvenizi için, Belisırmadaki dere üstü sedirlerde oturup yemek yeyin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme